Görme Engellileri Tanımak

Sosyal Hizmet Uzmanlarının çalışma yaptığı gruplardan biri engellilerdir. Engelliliğin ise birçok türü var. Görme engellilik de bunlardan birisidir. Görme engelliler ile çalışabilmek için öncelikle bu kişileri tanımamız, anlamamız gerekiyor. Kendisi bir görme engelli birey olan Halis Kuralay’ın “Kör Öyküler” isimli kitabı da bizleri görme engellileri tanımaya davet ediyor.

“Kör Öyküler” kitabı 8 bölüme ayrılmış ve her bölümde gerçek yaşam olaylarından oluşan kısa öyküler bulunmakta. Her bir öykü aslında bir kıssa ve bu kıssalardan hisseler çıkarmamız gerekiyor. Kitabı okurken bazen Nasreddin Hoca fıkraları okuyor gibi hissediyorsunuz. Kitapta hem güldürüp hem de düşündüren birçok öykü mevcut. Kitap kısa öykülerden oluştuğu için hiç sıkılmadan okuyabilirsiniz. Kitabı okuduktan sonra görme engelliler ile ilgili çok önemli bilgiler edinmiş olacaksınız.

Ben üniversitede öğrenciyken bir konferans düzenlenmişti ve görme engelli birinin yaşadıklarını anlayabilmek adına konuşmacı gözlerimizi kapatmamızı ve kendimizi görme engelli bir bireyin yerine koymamızı istedi. (Konuşmacı görme engelli değildi bu arada) Tüm salon gözlerini kapadı ve konuşmacının zihnimizde canlandırmamızı istediği şeyleri canlandırdı. Sonra konuşmacı gözlerimizi açmamızı istedi ve böylece görme engelli bir bireyin yaşadığı zorlukları anlamamızı sağlamıştı kendince. Halbuki yazar böyle bir empatinin yanlış bir empati olduğunu söylüyor: “Görme engelliyi anlamak adına, gözlerini kapayarak empati yapmaya çalışanlar, antrenmansız oldukları bir işi yaptıkları için, görme engellilerin kolaylıkla yaptığı hiçbir işi yapamazlar. Daha kötüsü onların da yapamayacağını zannederler.” Yanlış empati yapmaya çalışmak yerine “Kör Öyküler” kitabını okuyan birisi zaten görme engellileri büyük ölçüde anlamış olur diye düşünüyorum.

İnternette bir karikatür var: Kadının birisi tekerlekli sandalyede oturan bir adama  “Sana ne dememizi istersin? Sakat? Engelli? Fiziksel özürlü?” sorusunu sorar, adam da “Emre iyi olurdu.” cevabını verir. Bazen engelli bireylere bakış açımız o derece engel odaklı oluyor ki karşımızdakinin de “normal” bir insan olduğunu unutuyoruz. Kitapta da bu konuya dikkat çekmiş yazar ve bu konuya bir bölüm ayırmış. Kitaptan konu ile ilgili bir örnek vermek istiyorum: “Top oynadığımızı söylesek ‘Normal top mu?’ diye sorarlar.”

Görme engelli bir bireye yaklaşım acayip haller alabiliyor; dilenci muamelesi yapma, izinsiz koluna girmeye çalışma vb. gibi. Ancak daha fazla detaya girmek yerine sizleri kitapla baş başa bırakmak istiyorum. İyi okumalar…

1 Yorum

  1. Bu değerli bilgileriniz için öncelikle teşekkür ederim hepsi çok değerli bilgilerdir.Tek değinmek istedigim “Engelli” ve “Özürlü” kelimelerini literatürümüzden kaldırmamız lazım.Eğer ortada bir engel varsa bizim zihnimizde ki engellerdir onlar,eğer ortada özürlük dava varsa bizim bu bireylere bir özür borcumuz var.O yüzden “Özel Gereksinimli” bireyler olarak değistirmek isterim algımızı.Teşekkürler.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

Lütfen Cevabı Aşağıya Giriniz: